Say ki zamansız bir ölüm düştü bahtıma.
Kimselere diyemeden derdimi,
Kimseye anlatamadan seni,
Ağır bir suç işlemiş gibi
Yüreğime sakladım seni.
Sanki dünya yıkıldı üstüme,
Dilim varmıyor adını söylemeye.
Bir bilsen,
Nasıl bir işkenceyi
Miras bıraktın bana.
Say ki bir kurşun saplandı göğsüme;
Sen görme, sen duyma diye
Günlerdir susuyorsam,
Sessizce çekilmişsem ölümlere,
Kederimden, sevdamdan işte.
Ne zaman
Yüzümü senden çevirsem,
Zifiri bir karanlık sarıyor her yerimi.
Mevsimler kış oluyor baharımda.
Kaç gecedir üşüyor,
Titriyor bedenim.
Dipsiz bir kuyuda
Kör olmuşum da ışıksız kalmışım;
Ellerim uzanamıyor sana,
Kaç gecedir kâbuslara uyanıyor gözlerim.
Öyle bir ateş yaktın ki gönlümde,
Yanıp kül olsam da ölemiyorum.
Bir bilsen,
Nasıl bir ayrılık bıraktın bana.
Kendimi sana sürgün eder gibi,
Yüreğime sakladım seni.
Bir sevda düşün ki
Varlığını yokluğundan,
Adını ayrılıktan alsın.
Sormadan vicdanına,
Bir elveda sözüne saklanarak
İçimi paramparça ettin.
Say ki amansız bir fırtınaya yakalandım.
Öyle bir sarsıldım ki yüreğimden,
Say ki kırılmış kolum kanadım.
Sen üzülme, ağlama;
Saçının bir tek teline dahi
Değmesin diye,
Dudağımdan kalbime
İnmiyor intizarlarım.
Kimselere gösteremedim
İçime akan gözyaşlarımı.
Hiçbir teselliye kanmadı aklım.
Kimseler duymasın diye,
Mühürlenmiş bir sır gibi
Yüreğime sakladım seni.
"Hakikat Oruçoğlu / Sustum İşte"